Şıhbarak Şıhbarak Köyü Click for Konya, Turkey ForecastKonya

Anasayfa!Gizemligonya!Resimler! Şıhbarak Resimleri!Ş.aşkı!sıla38 !Misafir Defteri|!Köy Odası! Online! design logo …****Değer Verdiğin İnsan Sana Değer Vermiyorsa ßırak Kendi DeğeriyLe KaLsın... ... ****

26/1/2009 - ιуιℓιк üzєяιηє

Yaptığın İş ne oLursa oLsun işine GeLdiği Gibi DeğiLde Gerektiği Gibi Yap.!

R
a
d
i
o


b
e
k
i
r
d
e
d
e

  
Acaba

Nereden başlasam acaba yazmaya
Anlam veremediğim şeylerden mi
Gizli kapaklı yerlerden mi
Bu ne çıkılmaz bir yokuş
Bu nasıl bir değiş tokuş
Kapılmışım yüreğimin akışına
Bir sağa bir sola gidiyorum
Arayıp bulamadığım karanlığın çıkışına
Düşe kalka ilerliyorum...

Image and video hosting by TinyPic   

Bilmediklerim çıkıyor karşıma
Fırtınalar fink atıyor
Kara bulutlar çıkın karşıma
İçimde bir ölü yatıyor
Son hamlenizi yapın sıra bana gelecek
Şah damarlarınızdan vuracağım sizi
Bu karamsarlığım bir gün bitecek
İşte ben burada dimdik duracağım

 

F
ı
k
r
a

 - Selam, benim adım Fatma .
- Selam, benimki de Özlem, sen nasıl öldün?
- Donarak öldüm.
- Ne kadar korkunç.
- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
- Peki sen nasıl öldün?
- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına televizyon seyreder halde buldum.
- Sonra ne oldu?
- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım. Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
- Ah be ablacım bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık….

b
e
k
i
r
d
e
d
e

İ
y
i
l
i
k

ü
z
e
r
i
n
e

İyilik kavramıyla vefa kavramı yan yana durur. İyilik yapan, başka birisine dar anında yardımcı olan her kişi ister istemez karşıdan "vefa" bekler. Bu nedenle "iyilik yap denize at" deyişi kullanılır. Karşılık beklenmiyor gibi davranılsa da her iyiliğin bir şekilde geri döneceği düşünülür.

Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir. Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler."

Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar.Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü"görmedim" der ve avcılar uzaklaşır. Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu dışarı salar.

"Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptın" "Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar. "Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum, çok bitkin düştüm, açım, kuvettimi toplamam için bir şeyler yemem lazım ve burada senden başka yiyecek bir şey yok." Köylü şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."
"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt. "Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."

"Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. "Ne vefası" der kısrak, "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu..."Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar. "Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek, "Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım,ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."
Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir çabayla " Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye cevap verir.Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir. "Her şeyi anladım da" der tilki "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?" Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: "Gözümle görmeden inanmam..."İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve "Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık" diyerek torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner "Sana minettarım beni bu kurttan kurtardın" der. Tilki de "Benim için bir zevkti" diye cevap verir. O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür. Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter: "Haklıymışsın kurt,yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."

Yaptığımız iyiliklerin unutulmaması ve yapılan iyilikleri unutmamak dileğiyle...

b
e
k
i
r
d
e
d
e

K
I
S
S
A
D
A
N

H
İ
S
S
E
L
E
R

Ders 1:
Kapı zili çaldığında adam, karısının henüz çıktığı duşa girmek üzeredir.
Kadın çabucak bir havluya sarınarak kapıyı açar. Kapıda karşı komşusu Bob
durmaktadır. Kadın bir şey söyleyemeden Bob, 'Havluyu düşür, sana 800$ vereceğim' der. Kısa bir tereddüt geçirdikten sonra kadın havluyu düşürür ve Bob'un karşısında çırılçıplak kalır. Bob da sözünü tutar ve 800$'ı ödeyip evine gider. Kadın tekrar havlusuna sarınarak içeri girerken kocası seslenir:
'Kimdi o?'
'Karşı komşumuz Bob' der kadın ve adam,
'Aa çok iyi, peki bana olan 800$ borcu hakkında bir şey söyledi
mi?' diye sorar.

Öykünün Ana Fikri:
Ortaklarınızı borçlandıracak ve risk altına sokabilecek kritik bilgileri
zamanında paylaşmanız, istenmeyen şeylerin açığa çıkmasını
önleyebilir.


Ders 2:
Rahip, bir rahibeyi gideceği yere bırakmak üzere arabasına alır.
Rahibe bacak bacak üstüne atar, ancak cübbesi, bacağının tekini
gizlememiştir. Rahip neredeyse kaza yapacakken arabayı zor bela toparlar ve eli kazara (!) rahibenin bacağına sürtünür.

Rahibe, 'Peder, 129'uncu ilahiyi hatırlıyor musunuz?' diye sorar. Rahip elini hemen çeker. Biraz sonra vites değiştirirken bacak olayı tekrarlanır ve rahibe tekrar 'Peder, 129'uncu ilahiyi hatırlıyor musunuz?' diye sorar.
Rahip özür diler: 'Affedersiniz rahibe, insanoğlu zayıf mahlûk' der kızararak.
 

Manastıra vardıklarında rahibe iner ve gider.
Rahip kiliseye döner dönmez kutsal kitaba saldır; 129 şunu buyurmaktadır:
'İlerle ve araştır, daha yukarıda ışığı ve ihtişamı bulacaksın'

Öykünün Ana Fikri:
İşin hakkında yeterli bilgiye sahip değilsen çok önemli fırsatlar
kaçırabilirsin.


Ders 3:
Bir satış temsilcisi, sekreter ve genel müdür öğle yemeği için çıktıklarında
eski bir lamba bulurlar. Hafifçe sildiklerinde bildiğimiz cin çıkar ve,
'Her birinizin bir tek dileğini yerine getireceğim' der.
 

'Önce ben, önce ben' diye atlar sekreter. 'Bahama
Adalarında dünyayı umursamadan bir sürat motoru kullanıyor olmak isterim' derken anında yok olur.

'Şimdi ben, şimdi ben' diye saldırır satış temsilcisi. 'Hawaii'de kumsalda
özel masözüm, sonsuz pina colada kaynağım ve sevgilimle kumsal üzerinde
keyifte olmak..' derken isteği yerine gelmiştir bile.

'Evet, sıra sende' der cin müdüre. Müdür,
'Şu ikisini yemekten sonra iş başında istiyorum' der.

Öykünün Ana Fikri:
İlk sözü patrona bırakın.

Ders 4:
Bir karga, ağacın tepesinde bütün gün tünemektedir. Tavşanın biri,
'ben de senin gibi bütün gün bir şey yapmadan oturabilir miyim?' diye sorar.
'Tabii, neden olmasın?' der karga. Tavşan keyifle uzanır, ancak kısa bir süre sonra tilkinin biri üzerine atlayıp onu afiyetle yer.

Öykünün Ana Fikri:
Oturmak, ama hiçbir şey yapmamak için yükseklerde olmak gerekir.


Ders 5:
Hindinin biri boğayla sohbet etmektedir:
'Şu ağacın tepesine çıkabilmeyi çok isterdim' diye iç geçirir hindi, 'ama ne
yazık ki enerjim yok'. Boğa, İyi, o zaman neden benim tezekleri

gagalamıyorsun? Acayip besleyicidir' diye öğütte bulunur boğa.
Hindi bir tezek yumağını gagalar ve bunun kendisine ağacın en alt
dallarına uzanma enerjisi verdiğini görür. Sonraki gün, biraz daha tezekten sonra ikinci dala da erişir. Dördüncü günün sonunda ağacın tepesine ulaşmayı başarmış, ancak bu esnada onu gören çiftçi, tüfeğini doğrultup ateşlemiştir.

Öykünün Ana Fikri:
Bok yemek seni tepeye ulaştırabilir, ancak orada tutmaya yetmez.

b
e
k
i
r
d
e
d
e

Her canlıya Hak layık olan cevheri verdi Tırtıl iki diş bulsa eğer,ormanı yerdi. Şayet kediler haftada bir gün uçabilse; Dünyada bütün serçelerin nesli biterdi.
Bekir Sıtkı Erdoğan’a ait bu dörtlük bana Yılanla-Tilki arasında gerçekleşen bir hikayeyi hatırlattı.
Hikayede Tilki’nin başı sıkışınca kurnazlığıyla ve kıvraklığıyla nasıl bir çıkış yolu bulduğu,Yılan’ın da tabiatının/özünün/cevherinin gereğini nasıl icra ettiği anlatılır.
Hikaye İran’lı şair Şeyh Sadi-Şirazi’nin Bostan ve Gülistan eserinde geçmektedir.      
Biraz da biz kurguladık 
Birgün yılanla tilki arkadaş olur. Günlerce gezer, dolaşırlar. Dostlukları iyice ilerler.
Ta ki bir derenin kenarına gelene kadar. Tam bu anda tilki suya dalar, derenin karşısına geçmek üzere yüzmeye başlar. Arkasından yılan ıslık çalarak seslenir:
 -“Tilki kardeş, tilki kardeş! Hani seninle dosttuk? Yoksa dostluğumuz buraya kadar mıydı? Lütfen geri dönünde beni de sırtınıza alın, birlikte karşıya geçelim”diye sitem eder.
Tilki yılanın yalvarmasına dayanamayarak döner. Onu sırtına alır ve karşı tarafa geçerler.Tilki derenin karşı tarafında yılanın teşekkür ederek sırtından inmesini beklerken   yılan tilkiye:
 -“Tilki kardeş ben seni sokacağım” der.Tilki kısa bir şaşkınlık geçirdikten sonra durumun vahametini anlar ve kendine gelir.Sonunda ona;
“-Mademki beni sokacaksın, sen de benimle birlikte öleceksin, hani seninle dosttuk,iyiliğin karşılığı bu mu?” demesine aldırmayan yılan;
-“Bu benim tiyniyetimdir, mayamın gereğidir” der.
Tilki, iknaya yönelik A planının işe yaramadığını, yılanın niyetinin gerçekten bozuk,işin ciddi olduğunu  fark edince B planına geçer ve: 
-“Bak yılan kardeş;biliyorsun idam mahkumlarının son arzuları sorulur ve genellikle yerine getirilir. Mademki beni sokacaksın, bu kadar arkadaşlığımız oldu,getir şu yüzünden öpeyim, helalleşelim, ondan sonra gerekeni yap” der.
Yılan da onun son isteğini yerine getirmek üzere yüzünü uzatır. Tilki fırsatı kaçırmayarak yılanın kafasından yakalar. Sonra ulaştıkları kıyıda yol üzerine boylu boyunca uzatır ve:
-“Eee.. yılan kardeş, ben öyle, eğri büğrü zikzak çizen arkadaş istemem. İşte böyle dosdoğru olmak gerekir” der.
Görüldüğü üzere;yılan fırsat eline düşünce kendisine yapılan iyiliklere kör olup tabiatının gereği ne ise çekinmeden belki de büyük bir zevkle yaptı.
Ya sonuç?
Sonuç kötü oldu tabiatıyla.
Hazin bir son.
***
Bizler de böyle değil miyiz?
Birbirimizi kırmada,üzmede,ezmede fırsatları ganimet biliyoruz.
“Şayet kediler haftada bir gün uçabilse; Dünyada bütün serçelerin nesli biterdi” mısraları boşuna değil.
Buna rağmen,her birimiz farklı hallerimizden şikayetçiyiz.
İnsanlara bir dokun,bin ah işitirsiniz.
Nasıl dediğinizde;
“İyiyim” demek adet olmuştur.
Gerçekte kimsenin “iyi” filan olduğu yoktur.
Kimisi borç batağına saplanmış çırpınmakta..Bilinçsiz kredi kartı kullanımı milletimizin hayatını alt-üst etti.
Neden bu kadar borç?
Gayet basit. “İlimde sizden üstekilere,malda sizden alttakilere bakınız” hadisi ters yüz edildiği için..
Kimisi sahip olduğu makamla yetinmez,gözü hak etmediği yukarılardadır.
Kimisi mesleğini beğenmez.
Kimisi doğumuna sebep olan ebeveynine yukardan bakar.
Kimisi içinden çıktığı,doğup-büyüdüğü-yetiştiği çevreyi,toplumu küçümser.
Yani insanlar kendilerini;ekonomik,makam-mevkii,meslek,aile,toplum… olarak mevcut hallerinden daha üst bir düzeye layık görürler.
Her gönülde bir aslan yatar.
Ama aslanlar bazı gönüllere dar gelebilir.
Her aslan her gönülde rahat etmeyebilir.
Hep daha fazlasını isteriz.Ancak;
Neye,ne kadar lâyıkız?
Zira;
Köprüyü geçene kadar olan dayılarız vardır.
Dereyi geçtikten sonra kimilerimiz yılan tabiatını alırlar.
İstisnalar hariç;
Mevcut halimiz bize biçilmiş kaftan vesselam…

b
e
k
i
r
d
e
d
e

KEL OLABİLİRSİN


VEYA ZENCİ

VEJETERYANDA OLABİLİRSİN

HATTA BELKI ERKEKSIN


VEYA KIZ


BELKI COK GAZ KACIRIYORSUN

BELKI COK SISMANSIN

VEYA COK GEVEZE

BELKI KRAL OLDUGUNU ZANNEDIYORSUN

VEYA KRALICE

BELKI KÖTÜ BİRİSİN

VEYA İYİ BİRİ

BELKİ DE CILGINSIN


VEYA SÜSLÜ



BELKİDE SIRILSIKLAM AŞIKSIN



HATTA EVLİ VE DÖRT ÇOCUĞUN BİLE OLABİLİR


Yeter ki Mutlu ol

b
e
k
i
r
d
e
d
e


i
y
i

ι
к
ü
z
є
я
ι
η
є

Başkalarına Yaptığınız İyilikleri Hemen Unutun

İnsanları öfkelendiren ve negatif duyguları kabartan önemli bir husus da, insanların birine yaptıkları iyilik karşılığında iyilik görme arzularıdır.  

Çoğu kimse, eğer bir iyilik yapmış ise, en azından bunun bilinmesini ve kendisine minnet duyulmasını arzu ediyor. Beklediği müteşekkir tavırları göremeyişinin yanında, bir de ters tavırlarla karşılaşılması ise pişmanlık ve öfke uyandırıyor.

Pişmanlığın arkasından gelen öfke, kızgınlık, nefret ve hınç, sonuçta kişinin kendisini mutsuz etmeye başlar.

Birinin bize kötülük yapması elimizde değil, ama bizim birine iyilik yapıp yapmamak elimizdedir. Ama iyiliklerin karşılık bulmaması ya da ters davranışlar görme olasılığı iyilik yapmaya mani olmamalı.

Bu sebeple, unutmayı sağlamak için, iyilik yaptığımız kişinin ters bir davranışta bulunmasını beklemeye gerek yok!

Öncelikle iyiliği yapmanın amacını iyi belirlemek gerek. “İyilik” yapmak “vermek”tir, yani fedakârlıktır. Böyle bir davranış, yüce bir amaç için olmalıdır.

“İyiliği”, iyilik yaptığınız kişi için değil de, en yüce amaç olan “Yaratıcının hoşnutluğu” için yapmanız halinde, karşılık insanlardan değil, Yaratandan beklenir.

İnsanlar unutabilir, insanlar nankör olabilir. Ama Yaratıcı.! O asla unutmaz! Kendisinden beklenen karşılığı da kat kat verir.

Bunun için iyilik yaptıktan sonra, zaman kaybetmeden, hemen unutmak en iyisidir.

Yine Lokman Hekim’in dediği gibi; “yaptığınız iyilikleri hemen unutun!”

 

b
e
k
i
r
d
e
d
e

Geldi gelecek derken seçim yaklaştı

Gelin oyumuzu çöp kutusuna atalım

Adayları incelerken kafam karıştı

Oylarıda adaylarıda çöpe atalım

Hiç birinin elinde yok bir projesi

Hepisinde koltuk kaybetme endişesi

Bence en uygunu çöplük köşesi

Oylarıda koltuğuda çöpe atalım

El alem işgal etti fezayı uzayı

Bunlar yönetemiyor bir köyü kazayı

Bu beyinler çoktan hak etmiş cezayı

Oylarıda bu beyineride çöpe atalım

Reklam masrafları halkın sırtında

Canımız çıkar onlar olmaz farkında

Çareyi ararız borçtan kredi kartında

Oylarıda krediyide çöpe atalım

Bir karalama kampanyasıdır adeta

Bunlara oy veren seçmendedir hata

Gelin bir daha gelmeyelim sakatta

Oylarıda en iyisinide çöpe atalım

Her fırsatta memleketi hortumluyorlar

Fakir fukaranın hakkını yudumluyorlar

Halkı perişan edip hırsızlığa zorluyorlar

Oylarıda hortumlarıda çöpe atalım

Biri çıkar ortaya medyaya endeksli

Diğeri gelir AB ve IMF destekli

Halk devamlı yoksul dertli stresli

Oylarıda desteğide çöpe atalım

Ya zengin olmuş yada yapmış bir hadise

Hemen şöhret olup girerler Meclise

Dokunulmazlığı var karışamaz kimse

Oylarıda şöhretleride çöpe atalım

Ne iktidar ne muhalefetdekine

Birini kaldır vur ötedekine

Oyuncak olduk biz onların zevkine

Oylarıda zevkleride çöpe atalım

Ne CHP ne AKP nede saadetti

Bunlarınki resmen geyik muhabbetti

Kabul edin benim bu nazik daveti

Oylarıda partileride çöpe atalım

b
e
k
i
r
d
e
d
e
U
Z
U
N
S
Ö
Z
Ü
N
 K
I
S
A
S
I
Sabaha doğruydu
Doğdu bebek.
Yıkadılar
Kundağa sardılar,
Kundağı ak bir ketendi.
Usulca yatırıp beşiğine
Niniler söylediler .
Doğum müjdeli  duyuruldu
Kulağına ezan okundu
Ve ismi kondu..

Sabaha karşıydı
Öldüğünde ihtiyar.
Ağladılar
Yıkayıp kefene sardılar,
Kefeni ak bir ketendi..

Camîde selası okundu
Öldüğü duyuruldu,
Götürüp mezarına koydular .

Ağladı sevenleri
En çok da Anası..
Yapıldı duası
Dağıtıldı helvası.

Niye böyle kısacıktı ömür
Hemen bitiverdi,
Sanki yaşam  `;
Bir lokma ekmek
Bir yudum suydu
Doğmak ve Ölmek;
Hepsi buydu!

Ölüm,kaşla göz arası
Ölüm,Yaşamın yüz karası.

b
e
k
i
r
d
e
d
e
Sessiz köşelerin arkadaşı ayrılık
Karanlık gecelerin sırdaşı ayrılık
Umutsuz kişilerin yoldaşı ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Anlamsız cümlelerin öznesi ayrılık
Zamansız bitişlerin gözdesi ayrılık
Oransız sevmelerin yüzdesi ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Zamansız ölüm kadar yakındır ayrılık
Hücum sözüyle kalbe akındır ayrılık
Kaşındıkça kanayan acındır ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

Doğduğun gün yazılan kaderdir ayrılık
Nöbetini bekleyen askerdir ayrılık
En beterinden bile beterdir ayrılık
Ayrılmaz ayrılık, sadıktır sevdiğine

b
e
k
i
r
d
e
d
e

Eksikliğin

 

Eksikliğin
Susuzluğumdur benim
Yokluğun
Nefessiz kalışımdır
Küskünlüğün
Ölümümdür
Uzakta oluşun
Bitişi demektir yaşamın
Bulutlu bir gökyüzü demektir.
Karanlık gecelerde saklanan
Yıldızlar demektir
Sensizlik
Bana
Sensizliği verme
Uzat ellerini
Yanına al beni
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Al beni yanına rüzgarın olmak istiyorum
Saçlarında gezinmek
Gözlerine yaş olup akmak istiyorum
Al beni yanına
Yanına
Yan
An
Unutma beni

b
e
k
i
r
d
e
d
e

Bir İnceliktir 'Teşekkür' Küçük bir davranış, bir inceliktir teşekkür etmek. Öylesine zahmetsiz ve kolay. İki kelime eni konu. Bir teşekkür gözde çiçek açtırır. Bir teşekkür, alır gider bütün yorgunluğu. Bir teşekkür, uçurur kalbi. Bir teşekkür insanı insana dost eder. Teşekkür etmesini bilen Allah’a şükretmesini de bilmeye yatkındır...


รเђ๒คгคк da ๓ยђtคгlıк รєçเ๓lєгเ ๒คşlค๔ı
FİLİSTİN GECESİNDE YETİME EL UZAT ÇAĞRISı
ѕιнвαяαк güzєℓ кöуüм
~♥~єякєкℓєяιη кα∂ιηℓαя∂αη яιcαѕι∂ιя~♥~.
DOSTUNUZU DENEMEK İSTERMİSİNİZ..?
Hoş Geldin Bahar
ÇOK ÖZLEDİM ANNEM SENİ
SeNi ÇoK SeViYoRuM
Kaynak Alıyor
Ah bir söyliye bilsem sana !!!
“Gül gülse daim ağlasa bülbül ...
Seni düsünerek uyudum
''GEREN VE GERİLEN ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ...''
"Sünnet Olmak" siyasal simgedir. Yasaklansin!
Cesaretiniz daim olsun:))
nasıl baslarsan
seni sevdigim icin hic pisman degilim
Kararlar Birer Kibritten İbarettir
Sevseydin beni
Seçim senin!
Çıldırmaya az kaldı
Ne gerek vardı sana...!
1 Nisanın Tarihçesi;
Ben seni Tek Başıma ....
Yar Mutlu OL Benden Sonra..!

YÜREGİNİZE İYİ BAKIN...O SİZE DE BİZEDE LAZIM

Her rüzgâr savuracak bir toz bulur. Her hayal yaşanacak bir can bulur... Her düş gerçekleşecek bir umut bulur... Kolay bulunmayan tek şey güzel bir dostluktur...


sihbarak

Tasarım bekirdede

Profilim
Arşiv

Acilis Sayfasi Yapin Favorilere Ekleyin Bize Yazin

<%

Bekirdede tasarlamıştır

%>

DEDENİZİ ÖZLETMEYİN YİNE GELİN